Altın sektörüne bakarsanız, global bir sektör görürsünüz

İAR CEO’su Ayşen Esen ekonomi reform paketinde de yer alan kıymetli madenler sektörünü, sektörün dinamiklerini derinden etkileyen uygulamaları ve pandeminin etkilerini değerlendiriyor.


İstanbul Altın Rafinerisi CEO’su Ayşen Esen, 2021 Yılı Hedeflerini ve Türkiye’nin Dünya Piyasalarındaki Yerini şöyle değerlendiriyor;


Ülkemizde yıllık maden üretimimiz 45 ton, geçtiğimiz yıllarda bu rakam 25-27 ton civarındaydı. Elbette 45 tona çıkması sevindirici fakat 45 ton, toplam ihtiyaca baktığımız zaman o kadar da büyük bir rakam değil. Sadece İstanbul Altın Rafinerisi olarak bizim yıllık üretimimiz 200 tona yakın, dolayısı ile ülkemizin maden sektöründe gideceği daha çok yol var. Rezervleri ve potansiyeli yüksek olan ülkemizde dünya standartlarına uygun şartlarda, çevreye duyarlı madencilik yaklaşımlarının artması ve gelişmesi ile devletinde bu tür firmalara destek olması sonucu madenciliğin hızlı gelişmesi ve yılda 100 ton rakamına kısa sürede ulaşması en büyük arzumuzdur.

Altın sektörüne bakarsanız, global bir sektör olduğunu görürsünüz. Bu sektörde Türkiye’nin önemli bir yeri var. Türkiye kuyumculuk sektöründe dünyada 3. 4. sırada yer alıyor. Arzumuz ülkemizin markalaşmada da yol kat etmesi ve 2.’nciliğe 1’liğe yükselmesi.

Dünyada ön planda olduğumuz diğer bir alan ise rafinasyon sanayi, bu konuda dünya da ortak bir havuz var. Bu havuzun içinde şu anda 70 tane akredite rafineri var. LBMA tarafından akredite edilmiş bu rafinerilerin ürünleri, dünyanın neresinde olursa olsun Merkez Bankaları, bankalar, finans kuruluşları tarafından kabul ediliyor. Bizde bunlardan biriyiz ve en büyük kapasiteye sahip ilk 5 rafinerinin içerisinde yer alıyoruz. Ayrıca ülkemizin lojistik konumu nedeniyle, diğer ülkelerin rafinelerine göre avantaj sağlıyoruz. Altın içinde, zaman en önemli unsurlardandır ve bu avantaj Türkiye’yi değerli metal piyasasında öne çıkarır. Önemli olan bu avantajı ürün kalitesi ve hizmet kalitesiyle birleştirip dünya pazarındaki yerimizi sağlamlaştırmaktır.


Son Dönemde Altın İhracatı, Dahili İşlem Rejimi Ve Ekonomi Reform Paketi

Ekonomi Reformları içinde de Kıymetli maden ve taşlar piyasası yer alıyor. Uluslararası standartlara uyumlu kıymetli madenler ve taşlar piyasası oluşturulacak, kıymetli madenler ve taşlar piyasası, kıymetli maden aracı kuruluşları, rafineleriler, kuyumcular ve ayar evlerini kapsayacak şekilde tüm bu faktörleriyle yeniden düzenlenecek, Kıymetli Madenlerin ithalat sonrası kaydedilen aşamaları, daha şeffaf izlenebilir hale gelecek, piyasada kayıt dışının azaltılması için tedbirler alınacaktır deniliyor. Ekonomi Reformları paketi içerisinde kıymetli madenler ile ilgili bölümde yer alan yaklaşımlar çıkış noktası açısından doğrudur fakat şöyle bir gerçek var ki; biz sektörümüzü kuyumculuk sektörü diye anmıyoruz, bizim Kıymetli Madenler sektörü diye andığımız sektörümüz homojen bir yapıya sahip değildir. Birbirinden çok farklı dinamiklere sahip alt segmentleri vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

1. Dünya çapında akreditasyonu olan, ürettikleri altınları her türlü kontrolden geçen, dünya standartlarında uyum içinde çalışan ve çeşitli sertifikalara sahip rafineriler. 2. LBMA Finansal akreditasyona sahip olmayıp borsa da kabul edilen iç piyasada aktif iş gören ama dünya piyasalarında kabul edilebilirliği olmayan rafineriler. 3. Ne uluslararası ve yerel hiçbir akreditasyona sahip olmayan rafineriler, bunlar ise dünyada iş yapamazlar fakat iç piyasada hareketlilik sağlayabilirler. Kuyumculara malzeme tedariğini sağlarlar ama bunların denetim mekanizması daha azdır. 4. Bankaların eskiden işi sadece altınları korumak, değerlendirmek halka döndürmekti, şimdi bankalar ciddi miktarda altın ithal ve ihraç ediyorlar, dolayısıyla bankalar da artık altın ticareti içinde önemli bir rol oynamaktadırlar. 5. Merkez Bankası rezervleri artıyor. Bu rezervlerin nasıl kullanılacağı ile ilgili yapılarda değişiyor, swap mekanizmaları devreye giriyor haliyle altın hareket ediyor ve ihtiyaca göre altın ithal ve ihraç ediliyor. 6. Aracı kurumlar, T.C. Hazine Bakanlığına, ve Borsa tarafından akredite edilmiş, aracı kurum statüsü verilmiş noktalar. Bu tüccarlarında kendi içlerinde farklı uygulama metotları var ve disiplinleri farklı. 7. Kuyumcular, bunlar ise kendi içinde imalatçı, perakendeci, toptancı, ihracatçı gibi ayrımlara sahipler.


Kısaca birbirinden çok farklı bu yapıların hepsine tek bir kuralla tek bir regülasyonla hükmetmeye çalışırsanız sıkıntılar doğar. Doğal olarak bu dönemde çeşitli sorunlar yaşandı, üretim aksadı, ticaret etkilendi, müşteri kayıpları yaşandı, repütasyon sorunları yaşandı. Reform paketinde yazan önemli bir noktada, Uluslararası standartlardır. Birinci grupta yer alan rafinerilerin yaptığı tüm ithalatlar ve ihracatlar, tamamen uluslararası standarttadır. Çünkü biz dünyanın en büyük bankalarıyla çalışıyoruz, büyük rafinerilerle, madenlerle iş yapıyoruz, LBMA tarafından denetleniyoruz. Ama sektörün diğer yapı taşları için bu durum geçerli değil. İşte bu yüzden getirilen kurallar birilerini standartlara uydurmaya çalışırken, diğerlerini yavaşlatmış olabiliyor. Örnek vermek gerekirse; kararlar çıktıktan sonra geçen sene ciddi bir cari açık sorunu vardı. Buradan da yola çıkarak ithalatı kontrol altına almak gibi bir sürece girdik. Sürecin içinde de şubat ayının başından itibaren önce Ticaret Bakanlığımız bir genelge yayınladı ve dahilide işlem süreci belirlediler, bir takım değişiklikler yaptılar. Dahilide işlem süreçleri kapsamında gelen altınlarla ilgili “Gümrük Bakanlığından izin alınacak” denilerek kurallar getirildi. Bu kurallarla ilgili gümrük, borsa, darphane gibi kurumlar yetkilendirildi. Ancak bu kurumlarda bilgilere hazırlık, teknik yeterlilik tam olmayınca aksamalar yaşandı.


Şimdi bunların düzeltilmesi için çalışılıyor. Burada önemli olan ithalatı durdurmak değil, izlemek, denetlemek ve sakıncalı olanların önlenmesi olmalıydı. Yüzlerce ağacın olduğu bir ormanda, 10 tane hasta ağaç görürseniz, yapmanız gereken o 10 ağacı tespit etmek, önce ilaçlamak, iyileştirmeye çalışmak, o safha geçtiyse budamak, daha da olmuyorsa o 10 ağacı kesmektir. Oysa bizde hızlı sonuç için tüm orman ilaçlandı, ormanın verimi düştü, hatta biz sağlıklı ağaçları kaybettik. 21 Şubat tarihinde Hazine Bakanlığından 2. bir yönetmelik geldi. Bu kararın çıkış noktası ise altın ve kıymetli madenlerle ilgili yapı taşlarının değiştirilmesi, süreçlerin her aşamasının izlenmesi idi. Yine çıkış noktası yanlış değildi ama uygulamada sektörün uluslararası işleyişini, ihtiyaçlarını ve hassasiyetlerini görememekten kaynaklanan hatalar vardı. Sektörünün en önemli gereği şudur. Değerli metaller sektörü dünyada önemli bir yerdedir. Kuyum ürünlerinde ülkemiz dünyada 3. , rafinasyonda ön sıralarda yer alırken maalesef hammadde konusunda dışarı bağımlı bir sektördür. Ülkemizden yer altı kaynaklarından çıkan altın yılda sadece 47 tondur ve bu mertebeye ancak bu sene ulaşmıştır. Hammadde temini için ithalat önemli bir kaynaktır. İthalatı tamamen durdurursanız ihracatı durdurur, üretimi düşürürsünüz. Sektör ve ülke dünyada pazar kaybeder.


Bu yönetmelikte en büyük sıkıntı yaratan konu ise, yurt dışından ithal edilen tüm standart dışı işlenmemiş altınların sadece Darphane tarafından kontrol edilmesi zorunluluğu oldu. Bu kontrol daha evvelde vardı, ancak darphane tarafından akredite edilmiş ayar evleri ayar kontrolünü yapardı ve her ayar evi bu işi yapamazdı. YYS (yetkili yükümlü sertifikası) sahibi şirketler ise, sağladıkları güven belgesi ile işlemlerini hızlı yapar, evrakları ile malı çeker, o sırada ayar bakılır, ayar raporu takip eden süreçte dosyaya eklenirdi. Böylece vakit kaybedilmezdi. Yeni karar ile denildi ki “Bu işi sadece darphane yapacaktır ve Darphane onay vermeden mallar gümrükten çekilemeyecektir.” Yani YYS sahibi olmanın da bir avantajı kalmadı. Darphanenin her gün gelen yüzlerce, binlerce kilo değerli metalin ayarını tek başına kontrol etmesi zor, teknik altyapı isteyen ve zaman alan bir süreçtir. Öylede oldu. Bu dönemde gelen ithalatlar gümrüğe geldiği tarihten itibaren 2 haftada ancak çekildi. Geçmişte 3-4 günde biten süreç, 15 gün olunca müşteriler bu işi yapan İsviçre, İtalya vb. gibi ülkelere döndü. Yıllarca emek verilen dünya çapında madenler kaybedildi.



Ülkemizin Dünya Pazarında Edindiği Yeri Kaybetmemesi İçin Yapılması Gerekenler

Sektöre yön veren, kural koyucu tüm makamlarla her seviyede görüşmeler yapılıyor. Sektörün dinamikleri anlatılıyor, aksamaların neler olduğu, nasıl giderilebileceği tartışılıyor. Bazı konularda, dahilde işlem izinleri gibi, düzenlemelere değişiklikler geldi, bazılarının üstünde çalışılıyor.

Şu an en önemli aksamaların başında gelen ayar kontrol sürecinin 1 güne kadar inmesi lazım. Gerekli tedarik, altyapı sağlanması zaman alacaksa Darphanenin öngöreceği zamana kadar ya YYS devreye sokularak, kabul gören TURKAK, TSE, Darphane, LBMA akreditasyonu olan rafinerilerin dünya standartlarında gelişmiş laboratuvarları yetkili kılınarak bu süreç aşılmalıdır. Aksi takdirde ülkemiz pazarını farklı sektörlere kaybedecek geri döndürülmesi zor kayıplar yaşanmaya devam edecektir. Borsa’ da ki süreçler hızlanmalı, sektörün yapısına uymayan konular yeniden değerlendirilmeli. Daha burada tek tek anlatılması uzun sürecek birçok konunun ele alınması gerekiyor, elbette ki dünya zor bir dönemden geçiyor, ülkemizde öyle. Uğraşılacak konu tek değil ama Türkiye gibi stratejik önemi olan ülkelerin geleceği tasarlamasında en önemli faktörlerin arasında “ihracat” vardır, finansal piyasalardaki gücü ve repütasyonu vardır. Bu pencereden baktığımızda sektörümüz ülkemiz için önemli bir sektördür. Dolayısı ile umarız kısa zamanda bir yandan sektörün standartlarını oluşturan, izleyen, denetleyen bir yapı geliştirilirken, diğer taraftan zaten bu yapıya uygun çalışanların zarar görmeyeceği, sektörün dinamikleri ile uyumlu süreçlerin işlediği ve ülkemizin kıymetli maden sektöründeki yerine zarar getirmeden büyümesini sağlayacak zemin oluşacaktır.

Pandemi Ortamının Sektöre Etkileri ve Yastık altı Altın

Geçen sene 900 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik, kaldı ki geçen sene pandemi yılı idi. Ondan önceki yıl 1.3 milyar dolar ihracatımız, 800 milyon dolarlık ise ithalatımız vardı. Dış talepler hala var ama biz sektör olarak 2 aydır değişen şartların yarattığı ortamda müşteri kaybettik, üretim durdu, sıkıntılar yaşadık bu yüzden ilk çeyrek kayıp bir dönem oldu. Pandemi ise apayrı bir olay, artık insanların psikolojisine etki etmeye başladı, arz talep dengelerinin değişmesine sebebiyet veriyor. Bu değişim kişileri güvensizliğe itiyor, nakitle veya nakitte en kolay ulaşabilecekleri konumda olmayı tercih ediyor yastık altına yöneliyorlar. Sektörün sürecinde ise ben bu konuyu sadece İAR veya altın sektörü diye düşünmüyorum. Türkiye olarak düşünmekteyim çünkü Türkiye kaç sektörde dünya 3’üncüsü, böyle baktığımızda Kıymetli Madenler Sektörü bizim için kıymetli bir sektör. Bu sektörün yok olmasına izin vermeyip el birliği ile desteklememiz lazım. Bu yüzden yastık altında atıl kalan altınların finansal kurumlar aracılığı ile ekonomik sisteme dâhil olmasının sağlanması önemli. Bu sene birçok nedenden bu çalışmalarda aksadı. İnşallah bu konuya da daha fazla önem ve ağırlık vererek yıllarda baş koyduğumuz hedefe ulaşmak için yol alırız.