'DİR ile ithalat arasındaki farkı iyi anlamalıyız'



Mücevher sektöründe, ihracatın önünü açmak için çalışan JTR , son çıkarılan yönetmeliklerin sektöre zarar verdiğini belirterek, yeni bir düzenleme istiyor. JTR Başkanı Mustafa Kamar, “DİR ile ithalat arasındaki farkı iyi anlamalıyız. Kendimizi bürokrasiye anlatıp mevcut yönetmeliklerdeki konuları ve özellikle DİR uygulamasını doğru kullanabilirsek 5 milyar doların üzerinde ihracat yaparız” dedi.


35 bin kuyumcu ve 6 bin üreticisiyle yaklaşık 1 milyon kişinin geçimini sağladığı mücevher sektörü, yeniden harekete geçmek için destek bekliyor. Mücevher İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Kamar, çıkarılan yönetmeliklerin sektöre zarar verdiğini belirterek, “Pandemi ve bürokrasiye rağmen ilk beş ayda yüzde 47 artışla 1,9 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Stratejik olan bu sektörün çok daha iyi yerlere gelebilmesi için mevcut bir takım yönetmelikler hızlıca düzeltilmeli” dedi.


Mücevher ihracatçıları; devletin, altın ticaretindeki açığı kapatmak için çıkardığı genelgelerin kaldırılmasını istiyor. Kamar, alelacele çıkarılan genelgelerin DİR konusunda yarattığı karışıklık nedeniyle Türk mücevher sektörünün 20 yılda yakaladığı başarının yok edildiğini söyleyerek, “Sektörümüzde üretilen her bir ürünün darphaneye gidip geldikten sonra satışa sunulması, üreticiler için büyük bir külfet. DİR kapsamında yapılacak her ihracat için izin alınması, ekstra maliyet oluşturuyor. Mevcut yönetmeliklerdeki konuları düzeltirsek bu yıl 5 milyar doların üzerinde ihracatı yakalarız” dedi.


Hedefin önüne engel kondu

Türk mücevher sektörü, pandemi öncesinde hem yatırım aracı hem de altına olan talebin global alanda artmasıyla ihracatta hız kazanmıştı. Dünyanın en büyük ihracatçı ülkesi olma ve 12 milyar dolarlık hacme ulaşma hedefinin önüne engel bir genelge getirildiğini söyleyen Kamar, altın ithalatı nedeniyle cari açığın sebebinin mücevher sektörü gibi gösterildiğini ancak burada vatandaşın talebinin de etkili olduğunu kaydetti. Kamar’ın verdiği bilgilere göre, yurtta ve globalde önemli gelişmeler olduğu zaman, altın ithalatı otomatik yükseliyor. Bunun, mücevher ihracatçıları ile bir ilgisi olmadığını anlatan Kamar, “Artış, belli olaylar neticesinde, ekonomik dalgalanmadan kaynaklanan döviz hareketleri ve bunu neticesinde devletin verdiği desteklerle paralel. Ama fatura bize kesiliyor” diye konuştu.


'Kurguda hata var'

Kamar, Dahilde İşleme Rejimi'ne (DİR) getirilen sınırlama ile sektörün önünün kesildiğini söyledi. Mücevher işlemek için altın ithalatını izne bağlayan bu uygulama ile sektörün kazanımlarını kaybettiğini aktaran Kamar, “Katma değerli ihracatın önüne geçildi. Bu genelge, bizim dünya lideri ve dünyanın en büyük oyuncusu olma imkanlarımızı elimizden aldı. 2023 için hedeflenen 12 milyar dolarlık ihracat hedefi ile dünya lideri olma hedefimiz ortadan kalktı. Pandemi bizi çok etkilemedi, 9 aydan sonra toparladık. Ama DİR genelgesi ile büyüme hızımız kesildi” ifadelerini kullandı. Kamar şöyle devam etti: “Yaklaşık 15 yıl önce kaldırılan darphane ayar kontrolünün yeniden getirilmesi sektöre çok ağır darbe vurur. 2000’li yılların başında 500 milyon dolar sektör ihracatı bugün 5 milyar civarında. Darphane bugün yükü kaldıramayacaktır. Bu da hem güvenlik açısından hem de ciddi zaman kayıplarına yol açacaktır. DİR sisteminde son 20 yılda kapatılmayan veya ceza alan firma yoktur. Eğer sistemi kötüye kullanan firmalar varsa onlara gereken en ağır cezalar verilmelidir. Dolayısıyla, bazı kötü niyetli firmalar nedeniyle, tüm sektöre ceza verilmesi doğru değildir” dedi.


‘Finansman altını ile hammadde amaçlı altın birbirinden farklıdır’

Mustafa Kamar, külçe altının ihracat karşılığı getirilmesine imkân tanınmasının beklenen bir karar olduğunu açıkladı. Kamar, “Finans amacıyla getirilen altına yönelik düzenlemeler yapılmasına destek veriyoruz. Talebimiz, altını finans amacıyla yurda getiren firmalarla Kıymetli Madenler Borsası üyesi firmalar- altını hammadde olarak getirip işleyerek ülkemize istihdam ve döviz kazandıran üretici/ihracatçı firmaların aynı kefeye konulmamasıdır” dedi.

Mücevher sektörünün ihracat potansiyeliyle Türkiye’nin turizm gelirlerini de artıracak bir sektör olduğunun altını çizen Kamar, “Mevzuat düzenlemeleri sektörümüzün üretim ve ihracatına ciddi darbe vuracaktır. Üreticilerin hammaddesi olan altının (standart veya standart dışı külçenin) yolcu beraberinde serbestçe getirilmesini istiyoruz” diye konuştu. DİR’in sektörün dünya lideri olması konusundaki en önemli argümanı olduğuna vurgu yapan Kamar, “STA’ların zor ve süreç aldığı, gümrük anlaşmalarının zorlaştığı, yaptırımlar, ticaret savaşlarının arttığı ve swift problemlerinin yaşandığı bu dönemlerde sektörümüz için yapılabilecek en önemli çalışma ülkeler arasındaki DİR’in çalıştırma ve uygulattırma gayretleri olmalıdır” diye konuştu.

Hükümetin her türlü ülkeler arası ticari görüşmelerde bu avantajı sağlaması gerektiğini belirten Kamar, “DİR’in çok aktif hale getirilmesi gerek. Fakat oyunun kurallarına göre... Burada yeni çıkacak tebliğleri herhangi bir kanuna, yönetmeliklere uydurma değil, yeni dünya sistemine göre çıkartmak önemli. DİR’le ilgili Ticaret Bakanlığı’nın ve Cumhurbaşkanlığı’nın iş görüşmelerinde bu konuyu öncelikli hale getirmelerini istiyoruz. Bu, karşı ülkenin gümrük mevzuatındaki değişikliğe bakar. Bu anlaşmayı yapmamız gereken ülkelerin başında Rusya, Çin ve Türki Cumhuriyetleri gelmeli” dedi.


‘DİR olursa, lideriz’

Dünyada aşılama hız kazanmaya başladı. Türkiye’nin ihracat pazarlarının açılmasıyla da, mücevher ihracatı da artacak. Kamar, "Ülkemiz, bu yarışta liderliği göğüsleyecek kapasiteye sahipken mevcut yönetmeliklerle bu treni adeta kaçırıyoruz" dedi. 2019 yılında 116 milyar dolar olan dünya mücevher ihracatından Türkiye'nin yüzde 4.4 pay aldığını ve son 10 yılda Türkiye'nin dünya ihracatındaki payının 2 katına çıktığını da açıklayan Kamar, "Türk mücevher sektörü yüzde 5’e yakın payıyla ülkemizin dünyada bir sektörden aldığı en yüksek paya sahip. Taleplerimiz uygun görülüp, sektörümüzün önüne yeni engeller konulmaz ve vizyoner bir bakış açısıyla önü açılabilirse dünyadan aldığımız payımızı yüzde 10 seviyesine çıkarabiliriz" dedi. Kamar, büroktasiye sektörün durumunu anlatıp, mevcut yönetmeliklerdeki konuların düzeltilmesi durumunda bu yıl 4 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirebileceklerini söyledi.


‘Altınla ödeme devreye alınmalı’

Mücevher İhracatçıları Birliği olarak 3 sene önce bir çalışma yaptıklarını ve çıkan sonuçları ilgili kurumlara anlattıklarını ifade eden Kamar, şöyle devam etti: ‘Türkiye’nin bulunduğu jeopolitik pozisyon, altınla ticaret yapmak için çok uygun. Özellikle 4 saatlik uçuş mesafesinde Doğu’ya doğru Türki Cumhuriyetler olsun, Ortadoğu olsun bizim için önemli pazarlar.’ Onun için mücevher ve altını stratejik bir sektör olarak ortaya koyduk. Ve bunun için de altınla ödemenin şartlarının uygunluğunun araştırılmasını istedik.” Türkiye’deki kuyumculuk firmalarının hariçte işleme rejimi ile yurtdışına standart ve standart dışı altın gönderip, yarı mamul ya da nihai ürün imal ettirip, ithal etmesinin önünde hiçbir engel olmadığını vurgulayan Kamar, “Ancak, yurtdışından ülkemize standart ve standart dışı altın göndererek, Türkiye’de yarı mamul ya da nihai ürün ürettirmek isteyen müşterilerimizin önü, ithalatçı firmanın BİST-KMTP’na üye olması, gelen altının borsadan geçmesi gibi yeni koşullarla engellendi” diye konuştu.

İnovatif buluşla dijital atak

Mücevher ihracatçılarının pandemi döneminde yaptıkları en büyük gelişmelerden biri online etkinlikler oldu. Bu alanda inovatif çözümler gerçekleştiren JTR, sektördeki etkinlikleri dijital ortama taşıdı. Sanal mücevher etkinliği “JOIN: Jewellery Online International Network” uygulaması hakkında bilgiler veren Mustafa Kamar, "İlkini şubatta ve ikincisini de nisanda düzenledik. İlk etkinliğe 90, ikincisine de 100 ülkeden katılımcı sağladık. JOIN ile mevcut dijital networklerden farklı olarak üyelerimize ürünlerini yüzde 100 netlikle, yüksek çözünürlük (HD) kalitesinde müşterilerine canlı olarak servis edebileceği, birliğimizin yerli üretimi olan J-BOX canlı mücevher sunum kutusu ile gösterebilme fırsatı sunduk. Bu platforma katılan satın almacılar, J-BOX ile üyelerimizin standındaymış gibi ürünlerini tüm detayları ile görerek incelediler" diye konuştu.


Dahilde İşleme Rejimi (DİR) nedir?

Dahilde İşleme Rejimi (DİR), ihracat yapan firmalar tarafından ihraç ürünleri üretmek için gerekli olan ve ithal edilen, bu yüzden de ithali gümrük vergisine tabi hammadde ya da girdilere gümrük muafiyeti getiren bir teşvik sistemidir. DİR, yurtiçinde dünya fiyatlarından temin edilemeyen ya da üretimi yetersiz olan malzemelerin gümrük muafiyetli olarak yurtdışından getirilmesine olanak sağlayarak, ihracatı artırmak amacıyla oluşturulmuştur.


Sektör ne istiyor?

JTR’nin DİR ile ilgili beklentilerini açıklayan Mustafa Kamar, şunları söyledi: “Söz konusu Genelge'nin kaldırılmasını, eğer kaldırılamayacaksa da şunların yapılmasını istiyoruz:

  • DİR izninin en geç 24-48 saat içinde verilmesine imkan tanıyacak teknik altyapı kurulması,

  • Darphane ayar kontrolünün kaldırılması veya ihracatın yapıldığı havalimanlarında ve Kuyumcukent ile Kapalıçarşı’da Darphane ayar evi kurulması,

  • Rüştünü ispatlamış firmalara kapasiteleri oranında izin verilmesi,

  • DİR ile standart külçe altın da ithal edilmesi.”