KAD-SİS’E DAHİL OLAN KUYUMCU SAYISI 150’Yİ AŞTI



KAD-SİS ile yastık altı altınların ekonomiye kazandırılması konusunda artık kuyumcular da devrede. İstanbul Altın Rafinerisi tarafından geliştirilen ve kamu bankaları işbirliği ile hayata geçirilen KAD-SİS’e dahil olan kuyumcu sayısı şimdiden 150’yi açtı. Önümüzdeki dönemde Altın Değerlendirme Noktası (ADN) sayısını 150’den 1000’e çıkarmayı hedeflediklerini belirten İstanbul Altın Rafinerisi CEO’su Ayşen Esen KAD-SİS hakkında merak edilen noktalara açıklık getirdi.

Türkiye’deki yastık altı altınlar ile ilgili farklı rakamlar ortaya atılıyor. Sizin değerlendirmeniz nedir? Yastık altında ne kadar altın olduğu biliniyor mu ya da ölçmek mümkün mü?


Tabii ki yüzde yüz ölçmek mümkün değil ama hesaplamak mümkün. Geçmişte Dünya Altın Konseyi ve Merkez Bankası, bununla ilgili ciddi çalışmalar yaptı. Biz de bu çalışmalara destek verdik.

25, 30, 40 yıllık dönemleri kapsayan çalışmalar yaptık. Altın ithalatı, altın ihracatı ve altın üretimi hesaplanarak, ne kadar altının ülkede atıl olarak kalmış olduğu ortaya çıkmaktadır. Yapılan hesaplamalara göre 3 ila 5 bin ton arasında altının yastık altında olduğunu söyleyebiliyoruz. Peki, neden 3 ila 5 bin ton aralığında diyoruz? 3 bin ton rakamı Merkez Bankası’nın 1984 sonrası yaptığı hesaplamalar sonucu ortaya çıkan rakamdır. 1984 öncesi de hesaba katıldığında toplam 5 bin tona ulaşılmaktadır. Bunun maddi değeri olarak baktığınızda yaklaşık 300 milyar dolara tekabül etmektedir. Ülke ekonomisi için önemli bir miktar olduğundan yastıkaltı altını çok önemsiyoruz.



Yastık altı altınların piyasalara dahil edilebilmesi için son yıllarda bir çok enstrümanlar geliştirildi. Altına dayalı kira sertifikası ihracı, altın tahvili gibi pek çok uygulamalar yapılmasına rağmen bir türlü o istediğimiz ilgiye, yoğunluğa ulaşamadık. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?


YASTIKALTI ALTINLAR EKONOMİYE NASIL KAZANDIRILIR?


Bu konudaki çalışmalar yaklaşık 11 yıl önceye dayanıyor. O dönemin Merkez Bankası ile Hazine Bakanlığı ve çeşitli bankalarla birlikte Altın Bankacılığı sürecini İstanbul Altın Rafinerisi olarak biz başlattık. Çıkış noktası şuydu; yastıkaltında atıl olarak duran kaynağın finansal sisteme kazandırılması.

Altın ülkemizde ağırlıklı olarak yatırım aracı olarak kullanılmakta fakat büyük çoğunluğu finansal sistemin dışındadır. Bunun bir sebebi altının bankaya yatırılamamasıydı. 11 yıl öncesinde ülkemizde altının bankaya yatırılması mümkün değildi. İstanbul Altın Rafinerisi olarak öncülük ettiğimiz altın bankacılığı alanındaki çalışmalar ve bankalarla yaptığımız işbirlikleri neticesinde, günümüzde altınınızı altın olarak güvenle banka hesabına yatırabilmeniz sağlanmıştır. Halkımız altınını bankaya yatırdığında öncelikle hırsızlık vb durumlara karşı korumuş ve 150 bin TL ye kadar devlet güvencesi altına almış olmaktadır.


Ülkemizde geçmişte yaşanan krizler, halkın bankacılık sistemine olan güveninin zaman zaman azalması ve altının birçok banka tarafından özümsenmiş ürün olmaması sebebiyle ülkemizde altın bankacılığı faaliyetleri sınırlı kaldı. Bankalar ilk başta altın bankacılığına çok sıcak yaklaşmadılar. Bunun üzerine, İstanbul Altın Rafinerisi A.Ş. olarak Merkez Bankası ile görüşmeler gerçekleştirilmiş ve bu görüşmeler neticesinde, bankaların mevduat olarak topladıkları altınların munzam karşılıklara dahil edilebilmesi sağlanmıştır. Bu karar ile bankaların altına olan ilgisi artmış ve Altın Bankacılığı süreci başlamıştır.

İstanbul Altın Rafinerisi A.Ş. olarak 10 yılda 12 bankaya kendi sertifikalı eksperlerimiz ile hizmet verdik. Eksperler bankalarda, altın günlerinde halkımızın getirdiği altınları değerlendirerek altın olarak banka hesabına geçmesini sağladılar. Vatandaşlarımızın evlerinde hiçbir güvencesi olmadan duran yastık altındaki ziynet, kolye, bilezik, belki modası geçmiş ürünler değerlenerek altın hesabına yatırıldı. Bunun güzel tarafı şuydu; insanlar altınını hiçbir zaman bozmak istemiyorlar, paraya dönmek istemiyorlar. Çünkü altın insanlarımız için güvenli bir liman, bu sebeple altının altın olarak banka hesabına yatırılması büyük bir yenilik ve iyi bir başlangıç oldu.


10 yılda bu sistem sayesinde yaklaşık 100 ton altın yastık altından çıkartıldı. Bu sistemin handikapları var mı? Nedir?


5 bin tonun içerisinde 100 ton küçük bir rakam gibi görünebilir ama finansal sisteme dahil edildiğinde ekonomi için maliyetsiz kaynak yaratma açısından çok değerlidir. Fakat bunun sıkıntıları içerisinde şu vardı; halkımız yastık altındaki altını, altın olarak korumak istiyor ve bankada 100 gram altını varsa her hangi bir zamanda bu 100 gramın içinden 10 gram altını kullanabilmek istiyor. Dolayısıyla altının, altın olarak kalabilmesi önemliydi ve bankacılık sisteminde de bu kolay değildir.


Geçtiğimiz 3, 4 yıl içerisinde ekonomideki gidişat ve son dönemdeki pandeminin de etkisiyle, ekonomi yönetimleri, finans yönetimleri ve hatta Cumhurbaşkanımıza kadar herkes özellikle yastıkaltındaki altının, ekonomiye ne kadar büyük fayda getireceğini fark etti. Altın yatırma sürecinin en kritik aşaması olan ekspertiz süreci daha kapsamlı olarak insana bağlı olmadan, güne bağlı olmadan yapılması gerekiyor, çünkü bankaların yaptığı çalışmalarda A bankası çıkıyor diyor ki ben çarşamba günü topluyorum. B bankası diyor ki ben salı günleri topluyorum veya yirmi noktada topluyorum… gibi bu süreç eksper sayısı ile sınırlı oluyor. Dolayısıyla bu 100 ton, sınırlı sayıda, sınırla insanla, sınırlı bölgelerde yapılarak devam etti. Eksper sistemi öyle bir noktaya geldi ki, eksper sayısı arttığında yastıkaltından çıkarılan altın miktarı doğru orantılı olarak artmayacağı anlaşıldı. Bundan dolayı eksper sisteminin geliştirilmesi gereği hasıl olmuştur.


Bizim arzumuz şu oldu; tüm Türkiye sathında yapılacak bir çalışmayla, belirli bir günde ve belirli bir banka şubesinde altın toplama faaliyetinde bulunmak yerine, zamandan, insandan bağımsız olarak bunu sürdürülebilir bir şekilde devam ettirmekti. Bu sebeple, İstanbul Altın Rafinerisi tarafından Kuyumcu Altın Değerleme Sistemi tasarlandı ve geliştirildi. Kurulan sistemin dünyada bir örneği bulunmayıp, bütün buluş fikri mülkiyet hakları İstanbul Altın Rafinerisi’ne aittir.


Altın değerlenme konusunda da KAD-SİS olarak bir düzenleme getirildi. Kuyumcu Altın Değerleme Sistemi hangi noktada? Ne kadar şube var, hedefi nedir, bu sisteme nasıl bir ilgi var?


Öncelikle Hazine Bakanlığımız bu işe sahip çıktı. Bizim uzun zamandır (yaklaşık 4 yıl) İstanbul Altın Rafinerisi olarak üzerinde çalıştığımız, bankalar ile entegre şekilde çalışan bir yazılım modelimiz vardı.


KADSİS içinde uyum ve MASAK açısından yapılan güvenlik kontrollerine ek olarak, nihai tüketici bilgileri, bilginin gizliliği ve güvenini sağlayacak kapalı sistem bir model geliştirildi. Bu modelde KAD-SİS’ de artık bankadaki belirli bir güne bağlı değiliz. Vatandaşlarımız anlaşmalı seçkin kuyumcularımıza, ADN dediğimiz “Altın Değerleme Noktaları” na giderek her gün, her saatte işlem yapabilmektedir.


Bu çalışma yaklaşık dört yıl önce başlatıldı. Bir yıl önce test işlemleri ile ve 5 kamu bankası ile sahaya çıkıldı. Deneme periyodunun amacı teknik altyapının tam olarak oturması ve tüm Türkiye sathına yayılması içindi. Sonuçta katılım ve konveksiyonel olmak üzere 5 bankayla başladı. Şu an 6 banka ile devam ediyor ve bu 6 banka ile 43 ilde 150’den fazla (ADN) Altın Değerleme Noktamız bulunuyor.


Amacımız, ADN noktalarımızı 81 ile yaymak ve 1000’in üzerine çıkartmaktır. Bu hedef doğrultusunda süreçler takip ediliyor. Biz bu işe ilk başladığımızda, sadece devlet bankalarıyla başlanmasının sebebi devletin bu işe sahip çıkmasından dolayı hızlı aksiyon almaktı. Çünkü bir takım entegrasyonlar var, bir takım sistemsel değişiklikler var, bunları artık sağladığımız için normalde özel bankalarında devreye girerek tüm Türkiye sathına yayılması lazım dolayısıyla birinci adım özel bankaların devreye girmesi, bunun için çalışmalar devam ediyor özellikle bunun arkasından bankaların yaptığı bir takım çalışma var. Bu entegrasyonun arka tarafında akşam da işten çıkışta, insanlar gidip ADN’de bir işlem yaptığında bankadaki hesabına işleyebilsin, işlem yapabilsin, hafta sonu yapabilsin, çünkü biliyorsunuz çalışan vatandaşlarımız için genelde cumartesiler ya da akşam iş çıkışı uygundur.


Diğer yandan bu sistemin tanıtımı için de yola çıkılması lazım. Çeşitli kamu spotları ile bu ülke için ve halkımız için faydalı uygulamanın duyurulması, bankaların bir takım tanıtımlarının devreye girmesi gibi süreçler başlayacaktır.


Bu süreçlerin gerçekleşmesi ile birlikte, aslında en kritik nokta 10 yılda 100 ton altın toplandı dedik, KAD-SİS ile 1 yılda 50 ton yastıkaltı altını ekonomiye kazandırmayı hedefliyoruz. Çünkü biraz evvel söylediğim gibi yeterli duyuruyla, yeterli güveni sağlayarak yaptığınız zaman muhakkak bu hedef gerçekleşecektir. Bankaların altın mevduata daha yüksek oranda faiz / kar payı vermesi de halkımızın altının bankaya yatırması hususunda önemli bir teşvik unsuru olacaktır, çünkü bankalarda altına ödenen faiz / kar payı oranlarının %0.5 civarı olduğu bir dönemde Hazine ve Maliye bakanlığının %2.4 oranla gerçekleştirdiği altın tahviline vatandaşlarımız oldukça rağbet etmiştir.


KUYUMCULUK SEKTÖRÜNDEKİ GELİŞMELER E-POSTA ADRESİNİZE GELSİN

ALTIN DUNYASI HAFTALIK MAILING LİSTESİNE KAYIT OLUN